KARANLIKTAN KORKAN
BİR ÇOCUĞU KOLAYLIKLA HOŞGÖREBİLİRİZ.
YAŞAMDAKİ ASIL TRAJEDİ, YETİŞKİNLERİN AYDINLIKTAN KORKMASIDIR .
(Plato, M.Ö. 427-347)
Tuesday, April 18, 2006
Wednesday, April 12, 2006
Evliliği çocuklara sormuşlar
- KIMINLE EVLENECEGINIZE NASIL KARAR VERIRSINIZ?
*
*"Buna biz karar veremeyiz, Tanri bunlari önceden ayarlamistir. Biz de kime *
*takilacaksak, bir gün yolda yürürken karsimiza çikar." Zeynep, 10 yasinda. *
*
- EVLENMEK IÇIN EN UYGUN YAS KAÇ OLMALI? *
*
"**Yasla ilgisi yok, evlenmek için aptal olmak yeter"
Ali, 6 yasinda (bizden akilli)
*
*- ANNENLE BABANIN ORTAK YÖNÜ NEDIR?
*
*"Ikisi de, baska çocuk istemez." Selin, 8 yasinda.
*
*- BIR KIZLA BIR ERKEK ÇIKTIKLARI ZAMAN NELER YAPARLAR?
*
*"Biriyle çikmak çok eglenceli.. Aslinda yeterince sabirla
dinleyebilirseniz, erkekler bazen güzel konusuyorlar." Gamze, 8
yasinda. (gerçekten 8 mi dersiniz?)
"Ilk randevuda birbirlerine yalan söylerler. Ama bu yalanlar ikinci kez
bulusmak isteyecek kadar ilginç olmali" Metin, 10 yasinda (sizce?) *
*- ILK RANDEVUDAN MEMNUN KALMAZSAN NE YAPARSIN?
*
*"Eve gidip ölü taklidi yaparim. Ertesi gün bütün
gazeteleri arayip Ben
öldüm ismimi cenaze ilanlariniza yazar misiniz derim"
Hüseyin, 9 yasinda.** *
*
- BIRINI ÖPMEK HANGI SARTLARDA DOGRUDUR?
*
*"Çok parasi varsa." Petek, 7 yasinda (acaba bunun soyadi Di**** mü?) *
*"Kanunlar en az 18 yasinda olmalisiniz diyor ama kanunlari bosver"**
**Cüneyt, 7 yasinda (delikanli çocuk)
"Ben öpmem. Kadinlar öpünce hemen evlenip çocuk yapmak istiyorlar, Ben
ugrasamam". Levent, 8 yasinda (daha delikanli) *
*
- EVLILIK DIYE BIRSEY OLMASAYDI NELER OLURDU?
*
*"**Hesabini vermemiz gereken bir sürü bebek olurdu". Murat,8 yasinda (çok
zekice) *
*
- BIR EVLILIGI, SONSUZA KADAR SÜRDÜRMEK IÇIN NE GEREKIR?
*
*"Kadinin poposu kamyon gibi olsa da, ona çok güzelsin demek
gerekir"
Hasan, 10 yasinda (herhalde en dogru yorum buydu!!) *
*
*"Buna biz karar veremeyiz, Tanri bunlari önceden ayarlamistir. Biz de kime *
*takilacaksak, bir gün yolda yürürken karsimiza çikar." Zeynep, 10 yasinda. *
*
- EVLENMEK IÇIN EN UYGUN YAS KAÇ OLMALI? *
*
"**Yasla ilgisi yok, evlenmek için aptal olmak yeter"
Ali, 6 yasinda (bizden akilli)
*
*- ANNENLE BABANIN ORTAK YÖNÜ NEDIR?
*
*"Ikisi de, baska çocuk istemez." Selin, 8 yasinda.
*
*- BIR KIZLA BIR ERKEK ÇIKTIKLARI ZAMAN NELER YAPARLAR?
*
*"Biriyle çikmak çok eglenceli.. Aslinda yeterince sabirla
dinleyebilirseniz, erkekler bazen güzel konusuyorlar." Gamze, 8
yasinda. (gerçekten 8 mi dersiniz?)
"Ilk randevuda birbirlerine yalan söylerler. Ama bu yalanlar ikinci kez
bulusmak isteyecek kadar ilginç olmali" Metin, 10 yasinda (sizce?) *
*- ILK RANDEVUDAN MEMNUN KALMAZSAN NE YAPARSIN?
*
*"Eve gidip ölü taklidi yaparim. Ertesi gün bütün
gazeteleri arayip Ben
öldüm ismimi cenaze ilanlariniza yazar misiniz derim"
Hüseyin, 9 yasinda.** *
*
- BIRINI ÖPMEK HANGI SARTLARDA DOGRUDUR?
*
*"Çok parasi varsa." Petek, 7 yasinda (acaba bunun soyadi Di**** mü?) *
*"Kanunlar en az 18 yasinda olmalisiniz diyor ama kanunlari bosver"**
**Cüneyt, 7 yasinda (delikanli çocuk)
"Ben öpmem. Kadinlar öpünce hemen evlenip çocuk yapmak istiyorlar, Ben
ugrasamam". Levent, 8 yasinda (daha delikanli) *
*
- EVLILIK DIYE BIRSEY OLMASAYDI NELER OLURDU?
*
*"**Hesabini vermemiz gereken bir sürü bebek olurdu". Murat,8 yasinda (çok
zekice) *
*
- BIR EVLILIGI, SONSUZA KADAR SÜRDÜRMEK IÇIN NE GEREKIR?
*
*"Kadinin poposu kamyon gibi olsa da, ona çok güzelsin demek
gerekir"
Hasan, 10 yasinda (herhalde en dogru yorum buydu!!) *
Monday, April 10, 2006
Abraham Lincoln'den oğlunun okuluna mektup.
ABRAHAM LINCOLN'DAN OGLUNUN OGRETMENINE MEKTUP
"Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona: 'her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardir.' Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi ogrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahalarin gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbalarin görüntüde galip olduklarını.
Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanin, hile yapmaktan cok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takilmiş bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye calış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçegin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarinda hiçbir utanç olmadığını öğret.
Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.
Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasini öğret. Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, çeliği ancak ateş saflaştırir. Birak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karsi da derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu, büyük bir taleptir; cünkü ben OĞLUMUN KÜÇÜK BİR İNSAN OLMASINI İSTEMİYORUM.
"Öğrenmesi gerekli biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını, fakat şunu da öğret ona: 'her alçağa karşı bir kahraman, her bencil politikacıya karşı kendini adamış bir lider vardir.' Her düşmana karşı bir dost olduğunu da öğret ona.
Zaman alacak biliyorum, fakat eğer öğretebilirsen, kazanılan bir doların, bulunan beş dolardan daha değerli olduğunu öğret. Kaybetmeyi ogrenmesini öğret ona ve kazanmaktan neşe duymayı. Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu. Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahalarin gizemini öğret ona. Bırak erken öğrensin, zorbalarin görüntüde galip olduklarını.
Eğer yapabilirsen; ona kitapların mucizelerini öğret. Fakat ona; gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceği zamanlar da tanı. Okulda hata yapmanin, hile yapmaktan cok daha onurlu olduğunu öğret ona. Ona kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.
Nazik insanlara karşı nazik, sert insanlara karşı sert olmasını öğret ona.
Herkes birbirine takilmiş bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye calış oğluma. Tüm insanları dinlemesini öğret ona, fakat tüm dinlediklerini gerçegin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Gözyaşlarinda hiçbir utanç olmadığını öğret.
Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.
Ona, kuvvetini ve beynini en yüksek fiyata satmasını fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret. Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasini öğret. Ona nazik davran ama onu kucaklama. Çünkü, çeliği ancak ateş saflaştırir. Birak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabrı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karsi da derin bir inanç taşıyacaktır.
Bu, büyük bir taleptir; cünkü ben OĞLUMUN KÜÇÜK BİR İNSAN OLMASINI İSTEMİYORUM.
Thursday, April 06, 2006
Değerlidir (Nehir Nişancı'dan Forward)
"Şunları bir araya toplayayım.
Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi
bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım.
Müziği de ayarladım. Geldiler.
20 yaşımda ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz.
Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
"Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler. Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür, O halde ömür
dediğin bir gündür, o da bugündür..
Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi
bilirim.
Bayağı da para gitti.
Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.
Mumları da yaktım. Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım.
Müziği de ayarladım. Geldiler.
20 yaşımda ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz.
Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.
Yatıştırayım dedim.
"Sen karışma moruk" dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.
Evin de içine ettiler. Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür, O halde ömür
dediğin bir gündür, o da bugündür..
Subscribe to:
Comments (Atom)
